Dijital Ekonominin Vergilendirilmesi Sorunsalına Genel Bir Bakış

1. Giriş
Dijital ekonomi kavramı ilk kez Don Tapscott tarafından kaleme alınan ve 1995 yılında yayınlanan Dijital Ekonomi: Bilişim Ağına Dayalı Zeka Çağında Umut ve Tehlike (The Digital Economy: Promise and Peril in the Age of Networked Intelligence) adlı kitabında kullanılmıştır. Tapscott, eski ekonomide bilginin fiziksel olarak nakit, çekler, faturalar, makbuzlar, raporlar, yüz yüze toplantılar, analog telefon konuşmaları veya radyo ve televizyon yayınları, taslaklar, haritalar, fotoğraflar, müzik notaları ve posta yoluyla reklamlar yoluyla iletilirken yeni ekonomide bilginin dijitalleştiğini ve ışık hızı ile yayıldığını belirtmektedir.
OECD’nin yayınladığı Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı (BEPS) 1 nolu eylem planı olan Dijital Ekonominin Vergi Sorunlarıyla Mücadele bölümünde, dijital ekonomi, bilgi ve iletişim teknolojisinin (BIT) getirdiği değişim sürecinin bir sonucu olarak tanımlanmaktadır. Dijital ekonomi, BIT ile birlikte teknolojinin daha ucuz, daha güçlü, yaygın bir şekilde standartlaşan, iş sürecini geliştiren ve ekonomideki bütün sektörlerindeki yeniliği (innovation) destekleyen bir ortamda hızlı bir şekilde ekonominin kendisi haline gelmektedir .
2016 yılında dijital ekonominin dünya çapında yaklaşık 2.9 trilyon dolar değerinin olduğu , ancak 2025 yılına kadar dijital ekonominin yıllık hacminin 11.1 trilyon dolara çıkması tahmin edilmektedir . Türkiye’deki dijital reklam yatırımlarının değeri 2017’da 1.8 milyar TL iken, 2018 yılında bu tutar %15.5 artışla 2.1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir .
Dijital çağın, bilgi aktarım yolunu ve hızını değiştirmesi kaçınılmaz olarak iş modellerini değiştirmiş ve bunun da neticesinde firmaların dijital ortamda ülke sınırlarını aşan faaliyetlerinin nasıl vergilendirileceğine ilişkin bir sorunu ortaya çıkarmıştır. OECD Model Vergi Anlaşması’nın 5. maddesinde “işyeri” terimi bir teşebbüsün işinin tamamen veya kısmen yürütüldüğü işe ilişkin sabit bir yer olarak tanımlanmaktadır . Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında işyeri oluşumuna ilişkin bir fiziki ve sabit mevcudiyetin aranması hususu dijital ekonominin vergilendirmesinde en önemli yasal bariyeri oluşturmaktadır.
Uluslararası şirketlerin, ülkelerin yerel vergisel düzenlemelerindeki farklılıkları kullanarak elde ettikleri vergisel avantajları azaltmak ve firmaların kazancını oluşturan ekonomik faaliyetlerinin yürütüldüğü ve değerin oluşturulduğu yerde vergilendirilmesini sağlamak amacıyla G 20 ülkelerinin çağrısı üzerine OECD tarafından hazırlanan Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı (BEPS-Base Erosion and Profit Shifting) eylem planı 2015 yılında yayınlandı . Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı (BEPS), 15 eylem planından oluşmakta olup birinci eylem planı dijital ekonominin vergi sorunları ile mücadeledir. Söz konusu eylem planı, genel olarak daimi işyeri kavramının dijital ekonomiye uyumlu olacak şekilde değiştirilmesi, transfer fiyatlandırması rehberinde ilgili güncellemelerin yapılması ve kontrol edilen yabancı kurum kazancının dijital ekonominin vergilendirilmesindeki sorunlar kapsamında gerekli değişikliklerin yapılmasını içeriyor . Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı’nın (BEPS) 1 nolu eylem planı olan Dijital Ekonominin Vergi Sorunlarıyla Mücadele bölümünde ülkelere yapılması tavsiye edilen üç seçenek bulunmaktadır. Bunlar ; (1) bağlantı (nexus) ilkesine göre önemli ekonomik varlık bulunması durumunda dijital daimi işyeri kapsamında vergilendirme yapmak (2) belirli dijital işlemler üzerinden stopaj vergisi uygulaması, (3) dengeleme vergisi uygulaması.